10 Nisan 2011 Pazar

bazen yolumuzu bulmak için kaybolmak gerekir
        ----zöööö-----

8 Nisan 2011 Cuma

şizooooo:D

evet bazen ciddi ciddi düşünüyorum-zaman zaman ciddileşebiliyorum- acaba çok mu anormalim ya da ne derece normalim diye? ama bakıyorum cevaplarım hiç normal değil.sonra arkadaşlarıma bakıyorum bir tanesi bile düzgün değil. kimilerinin tipi gerçekten idare eder öyle ki kendinizi onların da birer iyi aile çocuğu,annesiyle altın günlerine giden veya babalarıyla mutfak alışverişine giden,günde 2 kez dişlerini fırçalayıp saçlarını tarayan efendime söyleyeyim kararmamak için az kahve içen kişler olduğuna inandırabilirsiniz.ama durun yapmayın nolur!!!onlar öyle değil.yani onlar da benim gibi dengesiz. peki ben nasıl çekiyorum onları kendime. en iyisi dışarı çıkarken boynuma 'lütfen yaklaşmayın şizofreni olabilirim sizi de kendime benzetebilim!' yazılı bir karton asayım. kimbilir belki, işe yarar. kendim için değil insanlık için bu düşüncelerim. ya da 1 dk. insanlık benim neyime laa?? bu arada niye bu kadar saçmaladım bilmiyorum? peki siz niye okuyorsunuz? çok yazık şöyle bir hesap yaparsam bu yazıyı okuyarak tam olarak ömrünüzden 64sn. gitti. yani ortalama bir hızda okuyorsanız okuyamıyorsanız da boşverin SALLA GİTSİN!!!!

25 Şubat 2011 Cuma

   ah keşke umrunda olmuyor olabilse...gösterilen çabanın boşluğu niye uyandırmaz hala gerçeğe?her yokluğunda yıkılırsın ama yine de beklersin gelmeyeceğini bile bile...ne de olsa aklın hapistir gönlüne onun karanlığındadır sağır edercesine.en iyisi yeni pencereler açmak ufuklarda gökyüzünü içine almak.her açılan pencerede ışığı sarmak.önce korkarsın gözlerini kısarsın  ışık hücum ettikçe hücrelerine yanarsın sonra bakarsın ki ısıtmaya başlamış ve zaman geçtikçe kılavuz olmuş aydınlatmış yüreğini ve aklı ortaya çıkarmış.adeta bir kölenin özgürlüğü uğrunda verdiği mücadele gibi sonunda ölüm bile olsa özgürdür ışığına gerçeğine kavuşmuştur önemli olan o pencereyi açabilme cesaretinde gerisi aydınlık...

1 Şubat 2011 Salı

dünyanın bana sunduğu en güzel şeye hatta böylesine bir dünyaya yakışmayacak kadar güzel bi hediyeye sesleniyorum seni çok seviyorum iyi ki varsın sen olmasan ben ne yapardım? senin sıcaklığın olmadan nasıl da ısınırdım bu hayata? senin şefkat dolu bakışların olmasa nasıl sevmeyi öğrenirdim? senin sesin olmasa nasıl bulurdum dünyanın en güzel sesini? senin gülüşün olmasa nasıl da her tökezlediğimde toparlanıp ağlamayı kesmeyi başarabilirdim? senin ellerin olmasa nasıl da iyileşirdi yaralarım? sen benim ilk sevgilim ilk arkadaşım dostum ilk öğretmenim ilk yoldaşım ilk sırdaşım... senden uzak kalıyorum zaman zaman ama seni kalbimde gülüşümde gözyaşımda 19. yaş günü hediyem melek kolyemde taşıyorum. öyle olmasa nasıl başabilirim hala ayakta kalmayı? tanrının bana verdiği en güzel en değerli hediye sen olmasan ben olmazdım ki zaten. sen benim ilklerimsin ve tekimsin. anneciğim seni çok seviyorum nice yıllara nice anılar paylaşacağımız bütün dileklerimizin gerçek olacağı sağlıklı kalabalık mutlu huzurlu kahkalı nice yıllara sıcacık kalbinden öpüyorum seni...

27 Ocak 2011 Perşembe

25 Ocak 2011 Salı

    her şey eskiden güzeldi.gezmek,okumak,kavga etmek,küsmek hatta gülmek...çünkü o zaman aklınıza gelen her şeyi yalnız başınıza yapmazdınız mutlaka birileri olurdu ya da birilerinin mutlaka olacağı düşüncesi olurdu.şimdi ise çok farklı yüzlerce arkadaş ama birkaç tane dost var.onların da her istediğinde yanında olmayışı fazlasıyla can sıkıcı.kısacası bir gün dönüp baktığınızda yalnız olduğunuzu fark ediyorsunuz.dışarı çıkmak istediğinizde kimse yok ağlayacak gibi olduğunuzda başınızı yaslayacağınız bir omuz yok bir şeylere sinirlendiğinizde sizi yatıştıracak şefkat dolu bir ses yok espri yaptığınızda sizin kahkahanızdan başka gülüş yok ki o yalnızken pek kahkaha da olmuyor.ve git gide kırılgan olmaya başlıyorsunuz.hele de yeni insanlara kucak açtığınızda yaralanıyorsanız bu sefer de güvensizlik başlıyor.yani insanlığa saygınızı en kötüsü kendinize olan saygınızı kaybedip bambaşka biri halini alıyorsunuz.değişen dünyada içinizdeki çocuğu ihtiyarlatıyorsunuz.yani büyümek kötü bir şey çünkü git gide sizi dünden uzaklaştırıp düne bağlıyor...

28 Kasım 2010 Pazar

pehhh...

   sadece aptallar 8 saat uyur diyen erdal demirkıran amca niye diye sorarım sana?uyumican da napcan?zaten çok zor bu hayat neden daha fazla çekelim ki? =En İyisi Uyumak
hem rüyalarda yaşamak çok daha güzel orası da ayrı bi dünya hemen hemen istediğin her şey oluyor mesela ben bi prenses bile olabiliyorum şimdi ne var diyeceksin o zaman bi de şöyle söyleyim mesela ben bile bi prenses olabiliyorum sonra çok güzel bi şatom oluyor onun en üst katındaki dar ama sadece benim olan odaya girip pencerisinden bakıyorum bütün şehir ayaklarımın altında sıcak ekmek kokusu burnumda koşuşturup yakalamacalık oynayan çocuklar gözümün önünde sonra bi ses duyuyorum sevdiceğimin beyaz atının nal sesleri pazara yollmaıştım oradan geliyor bi kilo mutluluk göz kararı sevinç gözyaşı geri kalan samimiyetiyle de aşk almış gülüyorum yirmibeş katlı şatomun en alt katına inip kapıyı açıyorum prensesim ama aynı zaman da biraz da ev hanımı:))
   sonra bi başka rüyamda da bir ormana giriyorum her şey enfes dallarda renk renk çiçekler sonra birine uzanıyorum bana meyvelerini uzatıyor tadı şuan damağımda...bi gezintiye çıkıyorum önümde küçük ama şipşirin bi ev içinde bikaç mum yanıyor kapı aralık giriyorum içeri bi de ne görim her yer çikolata doluuuuuu:)hem de ne kadar yersen ye kilo da yapmıyor biraz daha ilerliyorum bu sefer de içi dondurma dolu bi oda görüyorum bunda da sizin hevesinizi kaçıracak şakalar yapan bi dondurmacı yok:)sonra başka bi kapı bu kez de elma şekeri yehuuuuu ağzım burnum yapış yapış kıpkırmızı ama mutluyumm:))))
       başka bir rüyamda bütün sevdiklerim yanımda hiçbiriyle ayrılmamışız hepsi yanıbaşımda oturmuşuz çaylarımızı yudumluyoruz gözlerimizin içine bakıyoruz anlatıyoruz gülüyoruz her şey yolunda taki kapı çalana kadar çalıyor çalıyor çok ısrarlı hayır hayır bozulmamalı bu ortam ama yeniliyorum açmaya gidiyorum kimdi acaba? =HAYAT çalan kapı falan değilmiş çalar saatimmiş offf:S:S
    şimdi yetişmem gereken bi okulum war haa bi de param bitmişti kahvaltı yapıp çıkmalıyım iyi de nasıl yetişcem ufff bu kitap nerdeki inanmıyorum sular kesik lanet olsun...!!!
    eee ne diyorsun erdal amca söyle ben mi çok aptalım yoksa bu hayata 16 saatten fazlasını ayıran sen mi???